• Koşarken Satranç Oynamak

    Dikenler canımı acıtıyor. Evet, işten vakit ayırıp kendime bir koşu taytı almamam ne kadar da acı veriyor! Ama yinede Temmuz sıcağında pantolon yerine şort giymeyi tercih ederim. Belgrad Ormanı`ndayım ve elimdeki haritaya tekrar bakıyorum. Haritaya göre birazdan yamaçta bir girinti olacak ve bunun hemen altında çapraz sağa doğru bir hendek ya da kanal göreceğim.Nerede bu girinti, nerede?. Ah, sağ tarafta bir kanal var. Yukarı doğru koşmalıyım. İşte girinti! Demek ki yine sola kaymışım. Pusula kerterizimi hep sola saptırıyorum. Kanal boyunca koşuyorum ve evet işte karşımda. Bayrağın hemen üzerindeki zımba ile kontrol kartımdaki 7 numaralı kutuyu deliyorum. Kaldı dört tane, 8. için şu tarafa...

    Bahsettiğim konu ne mi? Geçen pazar günü Belgrad Ormanı`nda başıma gelenler. Esasında son iki aydır sektirmeden oradayım. Bu sene içinde de Pazar günlerimin yarısında orada bulunduğumu şimdi farkediyorum. Orienteering işte bu derecede sardı beni. İngilizceye çok benzemesine rağmen İsveç dilinde bir kelime `Orienteering`. Haritada işaretlenmiş hedefleri en hızlı bulmak üzerine kurulu bir spor. Koşturup durmak değil ama. Koşarken düşünebilmek, strateji kurmak çok önemli. Hangi yol daha hızlı? En kısa yol değil bu çoğu kere! Çalı ve dikenler çok acımasız. Kaybolmadan ilerlemek araziyi iyi okuyabilmeyi, haritayı üç boyutlu düşünmeyi gerektiriyor.  


      Ve bütün bunları kalbiniz hızlıyken yapacaksınız! Boşuna demiyorlar "Orienteering koşarken satranç oynamaktır" diye. İlk askeri olmayan yön bulma yarışması 1897de yapılmış ama yinede Orienteering`in gerçek doğumunun 1918 yılında Stockholm`de düzenlenen yarış olduğu kabul ediliyor. Yarışa, çoğu genç, 220 kişi katılmış. Bu yarış ile beraber "orienteering sporu" için kurallar şekillenmeye başlamış. İskandinav ülkelerindeki yoğun organizasyonlar ilk önce Sovyetler Birliği, İsviçre ve Macaristan`a sıçramış. Kuzey insanları bu sporu ne kadar mı sevmiş? 1940`lara doğru sadece İsveç`te 380.000 kişinin orienteering yaptığını bilmek bir fikir verecektir! 1961 yılında kurulan Uluslararası Orienteering Federasyonu bugün 51 ülkenin üye olduğu bir örgüt. Malesef Türkiye`de bir federasyon yok. Hatta askerlik eğitimleri dışında yön bulmak için doğaya çıkan kişi sayısı da henüz pek az.


    2000 İlkbaharından beri İstanbul`da bir grup insan orienteering yapmaya çalışıyor. Ben geçen Sonbahardan beri bu deli koşturmacasının içindeyim. Pazar günleri kendi aramızda parkur hazırlayıp "koşuyoruz". Koşmak sporun deyimi. Hiç birimiz sürekli koşamıyoruz zaten! Bir çoğumuz parkuru yürüyerek bitiriyor. Ama her hafta bir adım ileriye taşıyoruz kendimizi. Ormanda tek başınıza hedef ararken kronometre bir başkasıyla olan yarışı değil kendi içinizdekini ölçüyor. Finiş noktası çoğumuza bunu ifade ediyor. Zaman geçtikçe ormanda kendi başınıza ilerliyorsunuz. Seyirci yok. Her şey kendin için. Ağustos 2001`de Pazar günleri orman boş kaldı. Ama 2 Eylül 2001`den itibaren her Pazar bayrakları arayan hanımlar ve beyler tekrar sabah saat dokuz gibi koşacaklar.


    Hayatınızın gözünüzün önünden akıp gitmesini seyretmekten sıkıldıysanız sizde koşun. Bayrakları izleyerek takip edeceğiniz yol size umduğunuzdan fazlasını gösterecek.



    IOG aktivitelerini Adrenalin web sitesinden bulabilir ve aktiviteler hakkında

    bilgi alabilirsiniz.

    Orienteering temel eğitimlerini ve aktivitelerini sitemizin Adrenalin Eğitim "Doğada Yön Bulma ve Orienteering" sayfasında bulabilirsiniz.


    Neler gerekir?

    Koşulacak arazinin haritası ve pusula şart olan malzemelerdir. Orienteering haritası normal topografik haritalardan daha detaylı ve özel renklerde basılan haritalardır. Ölçeğin dünya standardı 1/15000dir. Bu haritada kesik ağaç kökleri, sık çalılar ve oturma bankları gibi detaylar kolaylıkla görülebilir.


    Pusula`dan kastımız askeri pusulalar veya antika olanlar değil tabiki! Modern sportif pusulaların tabanı şeffaftır ve ibrenin içinde durduğu kapsül dönerek kullanımı kolaylaştırır. İddialı orienteering yarışçıları parmak pusulası ile saniyeler kazanırlar, ama çoğu zaman basit bir pusula yeterlidir. Kıyafetiniz, ormanda koşmaya uygun olmalı. Hem hareketi engellemeyecek, hem ısıyı dışarı atabilecek hem de çiziklerden koruyacak. Serin havalarda sentetik eşofmanlar olabilir ama sentetik taytlar en idealleridir. Üzerinizde polyester kumaştan yapılmış uzun kollu bir giysi olması terlediğiniz zaman üşütmenizi önler.



    Ayakkabınız orman için koşmaya uygun olmalı. Mümkün olduğunca yumuşak toprak ve yapraklar arasında kaymayacak taban yapısında, düşük bilekli bir model olmalı. Ayakkabınızın üzerine diz altına kadar bacağınızı koruyan tozlukları takarsanız dikenlere karşı daha korunaklı olursunuz.


    Dikkat Edilecekler?

    Orienteering çoğu zaman bir saati aşan bir aktivitedir. Öncesinde aç olmamak ve sıvı almak daha fazla keyif almanızı sağlar.



    Harita ve pusulaya gereğinden fazla konsantre olmamalısınız. Hedefiniz harita ile araziyi örtüştürerek hiç pusula kullanmadan gideceğiniz yönü bulmak olmalı. Bunun için çalışmak şarttır.



    Harita ve araziyi beraber gözlemleyin, her an harita üzerinde konumunuzu işaret edebiliyor şekilde orienteering yapın.



    En önemlisi:

    Düşünebileceğinizden daha hızlı koşmayın! Çoğu dünya şampiyonu hafif ama sürekli bir tempoda koşarak

    HİÇ

    hata yapmadıkları için şampiyon olmuşlardır.



    Hazırlayan:

    Caner Odabaşoğlu



    Bu Sanal Mağazada Elektronik Ticaret için ProjeSoft E-Ticaret yazılımı kullanılmaktadır.